air max mlb jerseys
 2009 Ekim 21 | www.AROODA.com

GÜNEŞ ENERJİSİYLE İKLİMLENDİRİLEN; ÇATİSİ AÇILIP KAPANABİLEN; ALIŞVERİŞ MERKEZİ M1 MEYDAN ….

METRO Group Asset Management, M1 Meydan Ümraniye’den sonra, M1 Meydan Merter törenle 6 Ağustos’ta hizmete açtı.

merter_metinici2

45.000 metrekare arsa üzerinde kurulan ve 30.000 metrekare kiralanabilir alana sahip olan M1 Meydan Merter Alışveriş Merkezi’nin çatısı mevsim koşullarına bağlı olarak açılıp kapanabilecek. İklimlendirme için ise yenilenebilirbirenerji kaynağı olan güneş enerjisinden faydalanılacak.
METRO Group Asset Management, Merter bölgesinin kalbinde, ana ulaşım hatlarının tam ortasında bulunan M1 Meydan Merter Alışveriş Merkezi’nde; 50 mağaza ve restoranın yanı sıra 7.000 metrekarelik Media Markt ve 14.000 metrekarelik Real mağazalarına da ev sahipliği yapıyor. Yağmur yağdığında, yağmur sensörleri Meydan Merter’in çatısını otomatik olarak kapatacak. Güneş açtığında ise, çatı otomatik açılarak herkese açık havada olma hissini yaşatacak.
Çatıda bulunan kolektörler aracılığıyla, güneş enerjisi, sistem içine depolanıyor ve sonuçta, 770 MWh güneş enerjisi üretiliyor.
Yapılan hesaplara göre, böylece karbondioksit salımını yılda 308 ton Güneşten üretilen enerji; kışın binanın ısıtılması için, yaz mevsiminde ise, soğutucuyu harekete geçirmek için kullanılıyor.
M1 Meydan Merter’in en sıradışı özelliklerinden biri de şu: Ziyaretçiler, alışveriş merkezinin içinden geçerek hafif raylı sistem istasyonuna kısa yoldan ulaşabiliyor.

VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)

EgeArt Sanat Günleri … GENÇ RESSAM VE HEYKELTIRAŞLAR İZMİR’E

ege

Ege Üniversitesi’nden genç ressam ve heykeltıraşlara çağrı: EgeArt Sanat Günleri kapsamındaki yarışmalı sergiye 40 yaşını aşmamış ve güzel sanatlar eğitimi almış ressam ve heykeltıraşlar bekleniyor. Sanatçılar sergiye, bireysel ve grup olarak diledikleri teknik ve malzemeyle katılabilecek.

VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)

Katuna’da Dokuz Ay EDEBİYAT ÖDÜLÜ OLAN KENT, MERSİN

katuna.18852212

MERSİN TİCARET VE SANAYİ Odası’nın (MTSO) düzenlediği ‘Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nün üçüncüsüne Osman Şahin değer görüldü. Tam 23 öyküsü sinemaya uyarlanan Şahin’in ‘Katuna’da Dokuz Ay’ adlı son romanı geçtiğimiz günlerde Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.

VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)

ANADOLU MÜZELERİ’NDEN BÜYÜK KATILIM

Son iki yılda yenilenme ve onarım çalışmalarını tamamlayan ‘Sinop Arkeoloji Müzesi’ ile ‘Çorum Müzesi’, ‘Avrupa Yılın Müzesi’ ödülleri için gereken kriterleri sağlayarak ödüllere adaylığını koydu. 2010′da Finlandiya’nın Tampere şehrinde verilecek 33. Avrupa Müze Forumu ödüllerine Türkiye’den ‘Sinop Arkeoloji Müzesi’ ile ‘Çorum Müzesi’yanı sıra dört müze daha katılıyor.

VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)

21 Ekim 2009

Yazan: Arda

Kategori: Kültür - Sanat

Etiketler:

MARDİN’DE GÜNCEL SANAT TELAŞI

MARDİN, 24 EKİM – 30 Kasım tarihlerinde ‘Davetinizi Aldım, Teşekkürler’ adlı kapsamlı bir sergiye ev sahipliği yapacak. 70′eyakın sanatçıyı bir araya getirecek sergide; Erdağ Aksel, Kezban Arca Batı beki, Hüseyin Çağlayan, Mehmet Güleryüz, Twin Gabriel, Gani Llalloshi, Oliver Musovik, Ferhat Özgür ve Hale Tenger gibi isimler var.

VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)

DOĞADA RITM, SANATTA RITM – İZMİR…

EGE ÜNİVERSİTESİ 3. EgeArt Sanat Günleri, ‘Doğada Ritm, Sanatta Ritm’ konulu bir Heykel Çalıştayı düzenliyor. 15 Eylül – 18 Ekim tarihleri arasında Ege Üniversitesi Yerleşkesi’nde yapılacak çalıştaya, ülkedeki Güzel Sanatlar Fakültelerinin Heykel Bölümleri ile heykel eğitimi veren eğitim fakültelerinden yetişen heykeltıraşlar katılacak. 15 Eylül – 18 Ekim tarihleri arasında ortaya çıkan heykeller, 11 – 15 Aralık tarihlerinde 3. EgeArt Sanat Günleri’nde sergilenecek.

VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)

21 Ekim 2009

Yazan: Arda

Kategori: Kültür - Sanat

Etiketler: ,

UNUTULMAZ BİR KAHRAMAN: KÖROGLU

Türk Dünya’nın büyük kahramanı Köroğlu; Anadolu topraklarından başlayarak Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’dazulme, esarete ve sömürgeciliğe başkaldırının sembolü olmuştur. Onu yalnızca bir kahraman olarak değil, bir şair ve bestekâr olarak da hatırlamak gerek elbette. Azerbaycanlı bestekâr Üzeyir Hacıbeyli, biraz da bu niyetle 1937′de bir ‘Köroğlu Operası’ bestelemiştir. Bahsi geçen opera, eylül ayı boyunca, Prof. Eflatun Neimetzade’nin genel sanat yönetmenliğinde Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkiye’de (Ankara) sahnelenecek. 260 kişilik sanatçı ve teknik ekibin rol aldığı organizasyon,Türk Dünyası’nın bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük opera projesi olması bakımından da önem taşıyor.

VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)

Art By Chance, NGM Ekranlarımda

Alışık okluğumuz film festivallerinden farklı olarak bir ilki gerçekleştiren ‘Art By Chance’ Türkiye de dahil olmak üzere, dünyanın önemli metropollerinde toplam 59 şehirde, herkesi sanatla buluşturmayı hedefliyor. Festivalin ana teması filmlerin sadece dijital ortamda izlenebilecek olması. Bütün dünyada, yarışmayı kazanan filmler, dijital ekranlar aracılığı ile alışveriş merkezleri, metro, havalimanları gibi hayatın içinde yer alan canlı mekanlarda izleyiciyle buluşacak.
Festivalin Türkiye’deki gösterim sponsoru NGM Dijital Ekranları oldu. NGM Dijital Ekranları; festival filmlerini, yaklaşık 5 dakikada 1, bünyesindeki 14 mekanda, toplam 500 ekranda, izleyici ile buluşturacak.

VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)

21 Ekim 2009

Yazan: Arda

Kategori: Moda - Takı

Etiketler:

Minik ayaklar bu bahar rengârenk

Çocukların ayak gelişimine uyumlu ve onların zevklerinden anlayan tasarımlarıyla dikkat çeken Vicco, 2-12 yaş arası minik moda severlere rengarenk, neşeli ve eğlenceli bir koleksiyon sunuyor. Sağlıklı ayakkabı seçimi ve kullanımını teşvik eden marka, şık tasarımlar üretirken ayak sağlığından da ödün vermemek gerektiğini özellikle vurguluyor. Moda değerlerini küçük yaşta benimseyen kız çocukları için pembe, sarı, lila ve fuşya tonlarının ağırlıkta olduğu koleksiyonda çiçekler, renkli kurdeleler, boncuklar ve payetler kullanılmış. Vicco erkek koleksiyonunda ise sevimli karakterlerle süslü modeller ön plana çıkıyor.

VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)

Ses ile İyileşebilmek !!! …

James D’Angelo’ya göre, ses rezonansları çakraların titreşim değerlerini değiştirme gücüne sahip.

insan

İnsan sesinin önemini ve boyutlannı düşündünüz mü hiç? Ben hiç düşünmemiştim ta ki James D’Angelo’nun “İnsan Sesinin İyileştirici Gücü” adlı kitabını okuyana kadar. Bir nefes seminerinde edinmiştim bu kitabı ve uzun zamandır kitaplığımda duruyordu. Neyse ki bu ay okuma fırsatı buldum. Oldukça ilginç bir kitap. Yazar, insan sesinin her türlü iyileştirici etkisini, sesli ve sessiz harflerden başlayıp gülerken ya da ağlarken çıkardığımız seslere kadar ayrıntılı bir biçimde anlamlan ve özellikleriyle açıklıyor. Şarkı söylemenin ruhsal ve fiziksel sağlığımız üzerindeki gücünü anlatıyor. Ayrıca çakralarımızdaki (omurganın başlangıcı ile başın en üst noktası arasında konuşlanmış döngüsel enerji anaforları) tıkamklıklan açabilmemiz için nasıl kendi mantralanmızı ve vokal yöntemlerimizi oluşturacağımız konusunda da yol gösteriyor.

“Çakralann Tonlanması” başlıklı bölüm özellikle ilgimi çekti. Yazar bu bölümde her Çakra için farklı bir tonlama egzersizi veriyor. Birçok nedenden dolayı çakralardaki doğal enerji akışı bozulabiliyor; Örneğin aşın çalışma, bastınlmış duygular, vücut yapımıza uymayan yiyecekler ve içecekler. Yazara göre, ses rezonansları çakralann titreşim değerlerini değiştirme gücüne sahip. Tonlama verimli olduğunda, çakralann yolu üzerinde herhangi bir noktadaki enerji tıkanıklığının ortadan kalktığını hissederiz.

Kitabın bu bölümünden kısa bir alıntı; “Çakralann vokal tonlamasında sadece tek bir sistem yoktur, yani belirli frekanslann sessiz/sesli harflerle bileşiminden oluşan hiçbir sistem her bir birey için başarıyı garantileyemez. Doğuda en iyi bilinen sistem Tantra Yoga’dır, batıda ise temellerini sesli harflerin frekans değişimlerinden alan birkaç yöntem bulunmaktadır. Fakat çakralann, ortaklaşa kabul edilen Do majör ölçüsünün yedi notasına bağlanması gibi, müzikal tonlan çakralann yedisine de bağlayan evrensel bir sistem yoktur. Dahası, insanlar için belirli bir çarka frekansı serisi olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Olduğunu düşünsek bile frekanslannın bazılan veya tümü insan sesinin vokal değerleri dışında bulunuyor olabilir.”

Yazar, H harfinin sessiz harfler içinde en ruhani olanı olduğunu ve aynı zamanda bu harfin Hint felsefesinde prana olarak bilinen yaşam enerjisinin akışını düzenleyen nefesimiz ile bağlantılı olduğunu söylüyor. Gülmenin anahtannın da H sesinde yattığını vurgulayan yazar, bu harfle ilgili şu ilginç tespitlerde buluyor; “Çeşitli sesli harfler sayesinde gülme sıklığında birçok farklılık olmasına rağmen, öncü H harfidir ve nasıl seslendirildiği de iyileştirici özelliklerini etkiler. Hepimiz biliyoruz ki, eğer çok şiddetli ve uzun süre gülersek yanlanmız ağnmaya başlar. Bunun sebebi de nefese bağlı güçlü bir H sesi çıkarmak için kann kaslanmızı kullanmak zorunda oluşumuzdur. Nefes kuvvetlice bedenimizin üst tarafına yönlendirildiğinde, esas anndıncı H sesi olur. Bu işlevi yerine getirirken, rota üzerindeki bezelerimizi ve onlara bağlı çakralanmızı da harekete geçirir.”

Şarkı söylemeye devam

Diğer harflerle ilgili de birçok açıklama var kitapta ama H harfinin yarattığı etkiler çok ilginç geldi bana. Bir de şarkı söylemenin iyleştirici etkisine değinmiş yazar. Çocukluktan itibaren aslında doğal olarak hepimizde var kendi sesimizi her anlamda kullanabilme yeteneğimizi büyüdükçe kaybettiğimizden bahsediyor. Örneğin benim lazım çok yapıyor bu aralar; durup dururken kendi bir şarkı uyduruyor. Hem melodisi hem sözleri uydurma yani. Sürekli bir şeyler mınldanıyor. Hatırlarsanız mutlaka siz de yapmışsınızdır benzer şeyler çocukken. Daha sonra büyüdükçe bunlar duşta ya da yemek yaparken mınldanmalara dönüşüyor. Ama gün geliyor öyle bir koşuşturmaca alıyor M bizi duşta şarkı söyleyecek kadar bile vaktimiz olmuyor. İşte yazar bu noktada çok dikkatli olmamız konusunda bizi uyanyor çünkü bu doğal yeteneğimizin aslında iyileştirici gücü varmış; Yani şarkı söylemenin!

Bakın ne diyor; “Şarkı söylemek insan sesinin doğal eğilimidir ve iyileştirme anlamında konuşursak, konuşma eyleminin ötesindeki bir seviyededir. İlk insanın lisanı, günümüzde çocuklarımızda olduğu gibi, doğal şarkılar söylemekti ve belki de ses tonuna göre bu kuş sesine daha yakındı. Bugün halen bu tür sesleri bazı Afrika ve Uzak Doğu dillerinde duyuyoruz. Şarkı söylemek tartışmasız sağlıklı bir eylemdir. Çünkü diyafram ya da gırtlak, şarkı söylerken konuşmaya oranla daha büyük bir rezonans etkisi ortaya çıkartmaktadır ve sıklıkla doğal olmayan konuşma biçimleri şarkı söylerken çıkan seslerle bertaraf edilir. Çok sayıda insan kendileri müzik yapmak yerine edilgen müzik dinleyicileri haline getirdiler. Eğer şarkı söylemeyi sadece olumlu titreşimler yaratmada ille de model olması gerekmeyen eğlendiricilere bırakırsak, gelecek nesiller doğal bir iyileşme yöntemiyle bağlannı tamamen koparmış olacaklar.”

VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)

« Önceki yazılar